Ana Sayfa > Avukat > Zina Sebebiyle Boşanma
Zina Sebebiyle Boşanma
1
Okunma Sayısı: 5219

TMK, MADDE 161.- "Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur. "


      Zina Medeni Kanunumuza göre özel ve mutlak boşanma sebeplerindendir.
      Evlenmeyle birlikte cinsel sadakat eşler için doğan yükümlülüklerden biridir.
      TMK m.161 f.1 hükmüne göre " eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir."
      Zina dar anlamda evli bir şahsın eşinden başka karşı cinsten bir kişi ile cinsel ilişkide bulunmasıdır.

KOŞULLARI

      Zina sebebiyle boşanma kararı verilebilmesi için aşağıdaki koşulların gerçekleşmesi gerekmektedir.

A) Evlilik Koşulu:

      Zinanın varlığı için davanın tarafları arasında geçerli bir evlilik ilişkisinin bulunması gerekir.
      Eşinin henüz nişanlı oldukları dönemde karşı cinsten biri ile cinsel ilişki kurduğu evlilik birliği içinde öğrenilmişse diğer koşullarında varlığı halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle ( TMK m.166 f.1-2) boşanma istenebilir.
      Eşlerden biri için gaiplik kararı verilmesi, ayrılık kararı verilmesi, ayrı konut edinme kararı verilmesi, ayrılık veya boşanma davası açılmakla eşlerin ayrı yaşama haklarının bulunması hallerinde, bu dönemde eşin dışında karşı cinsten biri ile cinsel ilişki kurulması, boşanma davası açılmasına sebep olabilir.

B) Cinsel İlişki Koşulu
      
      Zinanın objektif unsuru evli bir kadının kocasından başka bir erkekle ya da evli bir erkeğin karısından başka bir kadınla cinsel ilişkide bulunmasıdır.
      Öğretinin hemen hemen üzerinde birleştiği; cinsel ilişki gerçekleşmiş olmalıdır ve cinsel ilişki karşı cinsten biri ile normal yoldan gerçekleşmelidir.
      Cinsel ilişkiden kasıt cinsel birleşme ilişkisini de kapsayan cinsel organın işe karıştığı kadınla erkek arasındaki her çeşit cinsel ilişkidir.
      Cinsel ilişki aynı cinsten kişiler arasında gerçekleşirse zina sayılmaz. Kadının başka bir kadınla, kocanın da başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunması halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma ya da haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma davasına konu teşkil edebilir. Aynı durum hayvanlarla cinsel temasta da geçerlidir.
      Yargıtay, zina için gerekli ortama girilmiş ancak elde olmayan sebeplerden dolayı eylem teşebbüs derecesinde kalmışsa bile bu hareketi zina sebebiyle boşanma için yeterli saymaktadır.
      İçerisinde cinsel bir organ olmadığı, salt sevgi, muhabbet ifade eden aşıkane hareketler, okşama, kucaklaşma, öpüşme; sadakatsizlik oluştursa bile zina kapsamına girmez.
      Zinanın boşanma sebebi olabilmesi için kadın veya kocanın başkasıyla bir kere iradi olarak cinsel ilişkide bulunması yeterlidir.

C) Kusur Koşulu

      Zina eylemini gerçekleştiren kişinin ayırt etme gücüne sahip olduğu yolunda bir karine (belirge) vardır. Karinenin aksini savunan iddiasını kanıtlamak zorundadır.
      Zina eyleminin anlamını kısmen anladığı halde bu eylemi gerçekleştiren kusurlu sayılır. Zorla, uyuşturucu madde verilerek veya bayıltılarak tecavüze uğrayan kadın kusurlu saylamaz. İpnotizma ve kendini bilmeyecek derecede sarhoşluk da aynı sonucu doğurur.
      Yaşama ve sağlığa yönelik ciddi tehditle işlenen zina boşanma sebebi sayılamaz. Mala karşı yapılan tehdidin etkisiyle gerçekleştirilen cinsel ilişki zina sayılır. Zaruret halinde kusur ortadan kalkar.
      Zina mutlak bir boşanma sebebidir. Şöyle ki :
- Kocanın cinsel ilişkide bulunmak konusundaki iktidarsızlığı
- Cinsel soğukluk
- İlgisizlik hiçbir şeyi değiştirmez. Böyle bir sebep sadakatsizliği ve cinsel ilişkiyi meşrulaştırmaz.
      Her iki eş de zina eylemini gerçekleştirmişse her iki eş de birbirlerine karşı zina sebebiyle boşanma davası açabilir. Birinin öce zinaya başlamış olması diğerinden fazla kusurlu olduğunun kabulü için gerekçe sayılamaz. Kusur, önce veya sonra bir davranışta bulunmakla değil, davranışın niteliği ile ölçülür.
      Kadının zorla ırzına geçilmesi durumunda kusur koşulu gerçekleşmediğinden zinaya dayalı olarak boşanma davası açılamayacaktır. Böyle bir durumda Yargıtay' a göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açılabilir.

İSPAT

      İspat konusunda genel kural zina davalarında da geçerlidir. Eşitlik ilkesi, aynı konumda bulunan kadın ve erkeğin yasalar önünde eşit haklara sahip olmasını gerektirir.
      Zinanın her türlü kanıtla ispatı olanaklıdır. İspat yükü davacıdadır. Bir kaç örnek verecek olursak:
      Yurtdışında olan kocanın karısının gebe kalması, kısır kocanın karısının gebe kalmış olması zina eylemini kanıtlama araçlarından biridir.
      Zührevi hastalığa yakalanmak, fotoğraflar, bilgisayar veya telefon kayıtları ispat araçlarıdır.
      Zina eyleminin tam bir görgüye dayanılarak kanıtlanmasına az rastlanır. Yaşam deneyimleri ve durumun gereklerine göre cinsel ilişkinin gerçekleştiğini gösterecek olan eylemlerin kanıtlanması yeterlidir. Eşin yabancı bir kişiyle bir otel odasında beraberce kalmaları, gece konut içinde başka bir kişiyle kalınması gibi olaylar zinan varlığını gösterebilir. Sadece otelde yer ayırtmış olma başka delil yoksa boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir.
      Türk Medeni Kanununun m.184 b. 3 hükmüne göre tarafların bu konudaki her türlü ikrarı hakimi bağlamaz. Bu nedenle davalının ikrarı başlı başına aile mahkemesi hakimin bağlayan bir kanıt sayılamaz.
      Zina sebebiyle boşanma davasında yemin bir delil olarak kullanılamaz.

DAVA HAKKININ ORTADAN KALKMASI

A) Hak Düşürücü Süre

      Zina sebebiyle boşanma davasında davaya hakkı olan kadın veya kocanın,
- boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak 6 ay,
- herhalde zina eyleminin üzerinden 5 yıl geçmekle dava hakkı düşer.
       Zina sebebiyle boşanma davasında yer alan süreler hak düşürücü süre olduğundan hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınmalıdır.
      Sürenin başlangıcı, tek eylemden ibaret zina davalarında eylem günü, devam eden zinalarda ise zinan sona erdiği tarihtir.

B) Af
      
      Zina mutlak bir boşanma sebebi olduğu halde diğer eşin gerçekleştirilen eylemden hiçbir sonuç çıkaramayacağına ilişkin duygu ve düşüncesinin açıklaması ( af ) ile dava hakkı düşmüş sayılır.
      Af halinde dava açılamayacağı TMK m. 161 f. 3 hükmünde düzenlenmiştir. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. Af örtülü veya açık olabileceği gibi yazılı veya sözlü de olabilir.
      Eşin zina yapmadan affedilmesi olanaklı değildir.

USUL

      Eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Eşlerden birinin bu sadakatsizliği sebebiyle diğer eş evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açabileceği gibi zina sebebiyle boşanma davası da açabilir. Davacı iki hakkını ayrı ayrı dava konusu yapabileceği gibi aynı dava içinde iki ayrı sebebe de dayanabilir.
      Ancak zina sebebiyle açmış olduğu boşanma davasından feragat ettikten sonra aynı olaya dayalı olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma ( TMK m. 166 f. 1-2)  davası açamaz.
      Davacı davasını zina sebebiyle boşanma davası şeklinde açmışsa aile mahkemesi hakimi her ne kadar zina evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olursa da evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma kararı veremez. Hakim iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup başka bir şeye hükmedemez. ( HUMK. M.74 )
      Davacı davasın zina sebebiyle boşanma değil de evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası olarak açmışsa tarafların zina sebebiyle boşanmalarına karar verilemez.
      Kusursuz ya da az kusurlu eş, zina yapan eşten koşulları varsa maddi tazminat isteme hakkına sahiptir.
      Yargıtay istikrar kazanan kararlarıyla sadakatsiz davranışın, diğer eşin kişilik haklarına ve aile bütünlüğüne ağır bir saldırı oluşturduğundan manevi tazminat verilmesini gerektiren bir eylem sayılması gerektiği noktasına gelmiştir.
      Kadının ya da kocanın zina ettiği mahkumiyet kararı ile sabit bile olsa ihtiyacı varsa kadın ya da koca için uygun miktarda tedbir nafakasına dava tarihinden itibaren kendiliğinden hükmedilir.
      Hastalık, yaşlılık, işsizlik gibi sebeplerin varlığı halinde koca yararına da tedbir nafakası (TMK m. 169) verilebilir.
      Tarafların ergin olmayan çocuğu varsa yanında olması koşuluyla istek olmasa bile çocuk yararına da uygun bir miktar tedbir nafakasına dava tarihinden itibaren hükmedilmelidir.
 
HASAN KEÇE

Kaynak: Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma, Tazminat ve Nafaka Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara, 2008

     

nilüfer tokgöz
16.07.2012
bunu oku
Yorum bırakın
Adınız
 
E Mail Adresiniz
 
 
Yorumunuz
 
Doğrulama
5+2=  
Online Kullanıcı Sayısı: 15